Gemipersoneli.com - Reklam
Üye girişi
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye ol | Şifremi Unuttum
Menü
Ana Sayfa
Foto Galeri
İş Fırsatları
Haber Arşivi
Hakkımızda
Sistem Nasıl Çalışıyor
Üye İstatistikleri
Medyada Sitemiz
Mesaj Panosu
GEMİ VİDEOLARI
Gemici Belgesi
İletişim
İçerik
Bilgi bankası
Liman Başkanlıkları
CV Hakkında ipucu
Makaleler
Anket
Linkler


Share |
30 Ocak 2023
Makaleler
Stajer Notları (3)

3.1 - Sintine Raspası

Gemimiz 1986 yapımı eski bir gemi olduğundan ambar sintine tankları oldukça kötü bir durumdaydı. Sintine içindeki sac paslanmış durumdaydı. 2.Kaptan beni ve bir usta gemiciyi raspa yapmak ve sintinenin temizlenmesi için görevlendirdi. Görevimiz raspa yapmak ve temizledikten sonra sülyen (paslanmayı önleyici) sürmekti. Sintine tankının içerisi çok dar olduğundan yeterli hava bulunmuyordu. Mevcut hava dolaşımı da yetersiz kalıyordu. Kapalı bir yer olduğundan ve sülyen de zehirleyici gaz çıkardığından en fazla içeride en fazla 1 dakika kalabiliyorduk. Yanımıza hiçbir solunum cihazı almamıştık. Belki bu çalışma 2.Kaptan için basitti. Çok fazla zehirli gaz soluduğumuzdan kendimizi sersemlemiş hissediyorduk. Bir büyük sorun yaşanmadan işimizi tamamladık. Ancak bence 2.Kaptan daha titiz davranıp emniyetimizi artıracak önlemler alarak bizi görevlendirmeliydi.
M.S.

3.2 - Süvari’nin Kapısı

Gemiye çıkmamdan kısa bir süre sonra zabitlerle samimiyetimiz arttı. Zabitlerle samimiyetiniz arttığında size geçmişiniz ile ilgili sorular sorulmaya başlıyor. Bir sohbet ortamında küçüklüğümde yaz aylarında mobilya atölyesinde çalıştığımı söyledim ve bunun yüzünden Süvari’nin kapısını tamir etmek zorunda kaldım. Bu benim için fazla zor olmayacaktı fakat gemide yeterli aletler yoktu. Buna rağmen zor da olsa bu işi becerdim ve kapıyı tamir ettim. Ancak bir daha gemiye çıktığımda böyle meziyetlerimden bahsetmeyi düşünmüyorum.
S.B.

3.3 - Bumba'nın Operatörü

Geminin aslında bizim için ne kadar tehlikeli bir ortam olduğunu her ne kadar çevremizden defalarca duysak da seviyesini tam olarak anlayamıyordum. Birazdan anlatacaklarımı yaşayana kadar bu süreç devam etmişti.

İspanya Pasajes’e demir yükü almaya gittik ama daha önce Senegal Dakor’dan yine aynı limana hurda getirmiştik ve hurdayı Pasajes limanında tahliye edip liman açığında demirde beklemeye başlamıştık. Yükü iki gün sonra alacaktık. Demirde beklediğimiz bu 2 gün boyunca da maalesef geminin hiçbir zaman bitmeyecek olan işlerini bitirmek için uğraşıyorduk. Yapmamız gereken ambarlarda kalan hurda artıklarını temizleyip ambarları bir daha ki yüke hazır hale getirmekti. Ancak şunu da belirteyim ki hayatımda yaptığım en ağır işlerden biriydi ambardaki o en hafif parçası bile 25 kg olan demir parçalarını varilin içine doldurmak. Bu ağırlık yetmiyormuş gibi bir de ambar sintinesinin pis ve çamurlu suyunu boşaltmakla uğraşıyordum.

Gemiye telsiz zabiti olarak çıkmıştım ama stajer olmayı kabul eder hale gelmiştim çünkü sintine’den ve demir parçalarından kurtulmak istiyordum. Bu şekilde ambar eziyeti sürerken ambarın içinde hurda demirle dolu varilin ambar dışına çıkartılması gerekiyordu. Bunun yapılması için de geminin bumbasını kullanmamız gerekiyordu ve ben bunu duyar duymaz kimseyi dinlemeden ambardan çıktım ve bumba’nın başına geçtim. Daha önce bumba’yı hiç kullanmamıştım ancak pratik olarak görmüştüm ve biliyordum nasıl kullanılacağını. İlk başta her şey normaldi. Bumba’yı hareket ettirdim Reis’in çığlıklı yardım etmesiyle. Hatta kancayı ambarın içine daldırıp varile takmalarını sağlamıştım. Artık vira etmem gerekiyordu. Vira etmeye başladım ve Reis el hareketleri ile yavaşça kaldırmamı söylüyordu. Bende verdiği komutlara göre vira ediyordum ki ayarını kaçırdım ve varilin dengesi bozuldu. Varil kancanın ucunda top gibi sallanıyordu. İçindeki hurda parçaları ambara dökülmeye başladı. Ambardaki personel kaçacak yer arıyordu. İyice panikledim ama en sonunda varilin içi bomboş şekilde güverteye çıkarmayı başarmıştım. Allah’tan büyük bir şans eseri kimseye bir şey olmadı. Sanırım bir daha Bumba’yı kullanırken bu olanları düşüneceğim.
Ü.Ö.

3.4 - İştirak Valfi

Stajımın ikinci haftasında Mersin limanında tahliye yapılacaktı. Beyaz mal taşıyan tanker çok şaşırtıcı bir şekilde mal taşırılmasına maruz kaldı. Şaşırtıcı olan şuydu; normalde mal taşırma yüklemede görülen bir ihtimalken bizim gemide tahliye sırasında olmasıydı. Bunun nedeni 1 ve 2 no’lu tanklar arasındaki iştirak valfinin 2 no’lu tankın tam olarak basılmadan ve bir anda açılmasıydı. Durum böyle olunca zaten kıça trimli gemi 2 no’lu tanka doğru yoğun bir mal akışına yol açtı. Bu olay iskele taraftaki tanklarda olmuştu ve o sırada güvertede bulunan mürettebat ve zabitler sancak tarafta başka bir şey ile uğraşıyorlardı. Tanktan taşan malın sesi Reis’in kulağına çarptı ve bir anda şaşkın bakışlar arasında iskele tarafa fırlayarak iştirak valfini kapattı. Durumu fark eden mürettebat ve zabitler talaş, bez ve benzeri malzemelerle malın denize dökülmesini engellemeye çalıştı. Bulunan kovalarla da fazla mal tanklara tekrar boşaltılmaya başlandı.

Daha sonra anlaşıldığı üzere iştirak valfinin açılması konusunda bir Usta gemicinin hatası mevcuttur. Usta gemici orada bulunan diğer stajere valfi açmasını söylemiştir. Ayarı yapamayan stajer de malın taşmasına sebep olmuştur. Bu olaydan anlaşılan şudur ki gemide üstümüz olan kişilerin dediklerini yapmak her zaman daha doğrudur. Kendi başına davranmanın sonucu çok daha kötü olabilir. Neyse ki bu mal taşırma olayı denize ulaşmadan sonlandırıldı ve herhangi bir cezaya maruz kalınmadı.
B.Y.

3.5. Kalbe Giden Sihirli Yol

Stajımı yaptığım gemiye çıkmamı sağlayan etkenlerden biri armatörüm komşumuz olması, diğeri ise Süvari’nin hanımının da gemiye katılmasıydı. Aşçımızın işten ayrıldığı günden sonra Süvari’nin hanımı Aşçı’nın yerine geçmişti. Bu yeni Ukraynalı aşçımız çok güzel yemek yapıyordu. İspanya Sevilla’ya giderken Cebelitarık boğazından geçiyorduk. O gece fazla sis vardı. Süvari bey dümende, 3.Kaptan Radarda, ben ise haritanın başında yaklaşık 5 dakikada bir mevki atıyordum. Goc’lu stajer de Vhf’nin başındaydı. Süvari bey çok sinirliydi. Yaptığımız hiçbir şeyden memnun olmuyordu, durmadan bağırıp çağırıyordu. Kendisinden yaşça büyük olan 3.Kaptan’ı bile fena halde azarlamıştı. Aşçının kurabiye kokuları gelince hepimiz rahatlamıştık. Zannediyorum aşçımız moral vermek açısından Süvari bey’e sıcak, mis kokulu kurabiyelerini yapmıştı. Bir kadın yine pratik çözümünü gerçekleştirmişti. Bu arada 5 saatlik Sevilla seyrindeki pilot da yediği yemeklerden memnundu. Avrupalıların Türklerden pek hoşlanmadıkları bilinir ama bizim pilotumuz bizden ve koster gemimizden memnundu. Geminin bütününde önemli bir halka olan Aşçı da gemi için oldukça fazla bir önem taşımıyor mu!?
P.K.


Zeki YAŞAR
yasarzeki@hotmail.com

Kaynak: Araştırma - Yaşanmış olaylar

Eklenme tarihi: 31/01/2009




Share |
Bu yazı 4182 kez okunmuştur


Aşağıdaki bölüme makale ile ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz


Adınız Soyadınız:
Başlık:
YORUMUNUZ:


YORUMLARINIZ







Makaleler ana sayfasına geri dön >>



www.gemipersoneli.com   © Gemipersoneli.com - Tüm Hakları Saklıdır.  Kullanım Şartları  Gizlilik Prensipleri  İletişim