Avrupa'dan Hürmüz raporu! Denizcilik yasaları yeniden yazılacak
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel enerji piyasalarını sarsarken, Donald Trump da geri adım sinyalleri vermeye başladı. Avrupa merkezli analizlere göre kriz yalnızca enerji piyasalarını değil, Avrasya’daki tüm denizcilik ve güvenlik mimarisini de kökten değiştirdi.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla yükselen petrol fiyatları ve belirginsizleşen enerji piyasaları ABD Başkanı Donald Trump'ı da savaşa ara vermeye ve Tahran ile müzakerelere zorlamaya başladı. Ekonomi ve jeostrateji uzmanları ise ABD'nin Hürmüz Boğazı çıkmazı sonrasında Avrasya'daki denizcilik dengelerinin baştan sona değiştiğine vurgu yapıyorlar. Avrupa merkezli SpecialEurasia’nın analizine göre yaşanan kriz, yalnızca bölgesel bir savaş değil; küresel deniz ticaretinin, enerji akışının ve askeri dengelerin yeniden şekillendiği tarihsel bir kırılma noktası niteliği taşıyor. Rapora göre bölge 2026 yılında yüksek riskli olarak kalmaya devam edecek. Analize göre Avrasya coğrafyasında denizciliğin kuralları da yeniden belirlenmek zorunda kalacak. İşte o analiz raporundan çarpıcı vurgular:
Avrupa merkezli rapora göre Hürmüz Boğazı'nın kitlenmesi dolayısıyla ABD'nin hakimiyetindeki deniz güvenlik sistemi işlevsiz hale gelmiş durumda.
HÜRMÜZ BOĞAZI ABD'Yİ ETKİSİZ KILDI
SpecialEurasia’nın raporuna göre İran’ın 2 Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla birlikte dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği kritik geçitte tanker trafiği yüzde 90’dan fazla azaldı. Analize göre bu gelişme küresel enerji piyasalarında “yüksek risk” seviyesini “katastrofik risk” düzeyine çıkardı. Analize göre ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Tahran’ın uyguladığı deniz ablukası, enerji ve lojistik zincirlerinde sistematik bir kırılmaya yol açtı. Küresel sigorta kuruluşlarının büyük bölümü bölge için savaş riski teminatlarını askıya alırken, “mücbir sebep” uygulamalarının yaygınlaştığı belirtildi. Rapora göre ayrıca GPS karıştırma sistemleri, “dark fleet” (karanlık deniz filosu) olarak tanımlanan kimliği gizli tankerler ve asimetrik deniz stratejileri, ABD'nin hakimiyetindeki deniz güvenliği sistemini işlevsiz hale getirdi.
DENİZLERDE HİBRİT SAVAŞ
SpecialEurasia’nın analizine göre ABD’nin tek taraflı Avrasya deniz güvenliğinden çekilmesi, bölgede büyük bir güç boşluğu yarattı. Raporda Washington’un küresel deniz güvenliği rolünden uzaklaşarak Batı yarımküreye odaklandığı, bunun ise Avrasya’da hibrit savaş ve düzensiz deniz çatışmalarını artırdığı ifade edildi. Analize göre geleneksel deniz gücü yerini drone sürüleri, otonom deniz araçları ve yazılım destekli saldırı sistemlerine bırakırken, “deniz gerilla savaşı” kavramı küresel literatürde merkezi hale geldi.
Analiz raporuna göre 2026 yılı içinde Avrasya deniz sahasında risk seviyesi “sürekli baskı altında ve yüksek” olarak kalmaya devam edecek.
KRİZ ÇİN'İ ETKİLEMEDİ
Rapora göre kriz yalnızca Hürmüz ile sınırlı kalmadı. Karadeniz’de NATO ile Rusya arasında hibrit savaş yoğunlaşırken, Rusya’nın “gölge filo” olarak tanımlanan sigortasız tanker ağını genişlettiği de belirtiliyor. Aynı analizde Ukrayna’nın deniz dronlarıyla bu filoyu hedef aldığı ve ticari hatların askeri çatışma alanına dönüştüğü ifade edildi. Kızıldeniz’de ise Yemen merkezli Husilerin drone saldırılarıyla küresel ticareti sekteye uğrattığı ve Süveyş Kanalı gelirlerinde 6 milyar doların üzerinde kayıp yaşandığı aktarıldı. Hint Okyanusu’nda da ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya’nın oluşturduğu Quad yapısının Çin’e karşı konumlandığı ancak Çin'in bu yapıdan etkilenmediğinin altı çizildi.
2026'DA YÜKSEK RİSKLİ KALACAK
SpecialEurasia analizine göre 2026 itibarıyla Avrasya deniz jeopolitiği “kurallara dayalı düzen”den “işlemsel güvenlik” modeline geçmiş durumda. Raporda Çin’in “elektrik ve mineral gücü” olarak yükselirken Batı’nın petrol temelli ekonomilerinin ise enerji krizine sürüklendiği ifade edildi. Hazar Denizi’nde su seviyesinin yılda 20 santimetre düşmesi ve limanların kapasite kaybı yaşaması da bölgesel ticaret için ek risk oluşturuyor. Raporun sonuç bölümüne göre Avrasya’da deniz ticareti artık “hukuki bir hak” değil, askeri ve ekonomik pazarlık konusu haline gelmiş durumda. Analize göre 2026 yılı boyunca Avrasya deniz sahasında risk seviyesi “sürekli baskı altında ve yüksek” olarak kalmaya devam edecek.