Gemipersoneli.com - Reklam
Üye girişi
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye ol | Şifremi Unuttum
Menü
Ana Sayfa
Foto Galeri
İş Fırsatları
Haber Arşivi
Hakkımızda
Sistem Nasıl Çalışıyor
Üye İstatistikleri
Medyada Sitemiz
Mesaj Panosu
GEMİ VİDEOLARI
Gemici Belgesi
İletişim
İçerik
Bilgi bankası
Liman Başkanlıkları
CV Hakkında ipucu
Makaleler
Anket
Linkler


Share |
06 Ağustos 2026
Haber
Anket
AB'nin denizcilik hizmetleri yasağı siyasi çıkmaza nasıl sürüklendi?
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in yılın başında gündeme getirdiği Rus petrolüne yönelik tam kapsamlı denizcilik hizmetleri yasağı, peş peşe yaşanan gelişmeler nedeniyle siyasi çıkmaza girdi. İşte Brüksel'in planının neden başarısız olduğu.



Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya'ya yönelik 20. yaptırım paketine ilişkin planını açıkladığında, paketin merkezine denizcilik hizmetlerine yönelik kapsamlı bir yasağı yerleştirmişti.

Von der Leyen, şubat ayı başında yaptığı açıklamada, "Enerji alanında Rus ham petrolüne yönelik tam kapsamlı bir denizcilik hizmetleri yasağı getiriyoruz. Bu adım, Rusya'nın enerji gelirlerini daha da azaltacak ve petrolüne alıcı bulmasını zorlaştıracak." demişti.

Brüksel açısından bu, uzun süredir tamamlanamayan bir yaptırım hamlesini hayata geçirmek için gecikmiş bir fırsattı.

AB, 2022'de Rus ham petrolü ve rafine petrol ürünlerine ithalat yasağı getirirken, Rus tankerlerine denizcilik hizmeti sunulmasını da durdurmayı hedeflemişti. Mantık basitti: Avrupa Rus petrolünü satın almıyorsa, bu petrolün dünya pazarlarına taşınmasına da katkı sağlamamalıydı.

Ancak enflasyonun ve enerji fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimi piyasalarda yeni bir şok yaşanmasından endişe etti. Washington, Avrupalıları tam yasak yerine belirli koşullar altında denizcilik hizmetlerinin sürdürülmesini öngören bir petrol tavan fiyatı mekanizmasını kabul etmeye ikna etti.

AB de bu yaklaşımı benimsedi ve Aralık 2022'de Rus petrolü için varil başına 60 dolarlık tavan fiyat uygulamasını yürürlüğe koydu. Bu, G7 ülkeleri açısından benzeri görülmemiş bir yaptırım mekanizmasıydı.

Ancak geçen süre içinde sistemin uygulanmasında ciddi zorluklar yaşandı. Moskova, Batı denetimini aşmak ve petrolünü daha yüksek fiyatlardan satabilmek için eski tankerlerden oluşan "gölge filo" ağını devreye soktu. Zayıf beyan sistemi, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ile Çin ve Hindistan'ın mekanizmaya katılmaması yaptırımların etkinliğini daha da azalttı.

Bunun üzerine Brüksel, bir sonraki aşamaya geçme kararı aldı. Amaç, tavan fiyat uygulamasını kaldırarak, 2022'de ilk kez gündeme getirilen tam kapsamlı denizcilik hizmetleri yasağını hayata geçirmekti. Bankacılıktan sigortaya, taşımacılıktan bayraklandırma hizmetlerine kadar geniş bir alanı kapsayacak bu yasakla Moskova'nın enerji gelirlerine ağır darbe vurulması hedefleniyordu.

Ancak bir kısmı iç dinamiklerden, bir kısmı ise dış gelişmelerden kaynaklanan; kimi öngörülebilir, kimi beklenmedik birçok etkenin aynı anda ortaya çıkması, bu planı tamamen değiştirdi.

Bugün gelinen noktada denizcilik hizmetleri yasağı askıya alınmış, gündemden düşmüş ve rafa kaldırılmış durumda.

Peki bu plan nasıl başarısız oldu?

Hiç hayata geçmeyen yaptırım

Yoldaki ilk tuzağı kuran bizzat von der Leyen’in kendisiydi.

Şubat ayında, "Deniz taşımacılığı küresel bir iş kolu olduğundan, bu tam kapsamlı yasağı G7’nin kararı sonrasında, bizimle aynı çizgideki ortaklarla koordinasyon içinde uygulamayı öneriyoruz," demişti.

Von der Leyen, tavan fiyatta olduğu gibi G7 ile bağlantı kurarak çıtayı kendi kontrolünün ötesine taşımış oldu. Biden’ın yerine geçen Donald Trump, Rusya’ya yönelik ABD politikasını, yaptırımlar dahil köklü biçimde değiştirdi. Trump yönetimi, Biden döneminin bir fikri olarak görülen tavan fiyatla da, herhangi başka bir ortak eylemle de ilgilenmedi.

Dolayısıyla G7 düzeyinde bir onay alınması pek olası görünmüyordu, hatta neredeyse imkânsızdı.

Komisyon kısa sürede söylemini değiştirdi. Von der Leyen’in açıklamasından birkaç gün sonra Ekonomiden Sorumlu Komiser Valdis Dombrovskis, denizcilik hizmetleri yasağı için G7 anlaşmasının "mutlak bir ön koşul" olmadığını netleştirdi ve blokun tek başına ilerlemekten "çekinmeyeceği" güvencesini verdi.

Üye ülkelerin çoğunluğu buna katıldı ve G7’yi bir zorunluluk değil, artı unsur olarak gördü.

Yine de İngiltere'nin desteğini almak, denizcilik hizmetleri yasağı açısından kilit adım sayılıyordu; zira ülke, petrol tankerlerinin denizdeki sorumluluklarını güvence altına almak için ihtiyaç duyduğu Protection and Indemnity (P&I) sigortasında dünya lideri konumunda.

Derken ay sonunda ABD ve İsrail İran’a hava saldırıları düzenledi, Hürmüz Boğazı kapandı ve petrol fiyatları fırladı. Bir anda, denizcilik hizmetleri yasağı fikri cazibesinin büyük bölümünü yitirdi.

Piyasalardaki çalkantı, masadaki şüpheci sesler olan Yunanistan ve Malta’yı güçlendirdi. Bu iki Akdeniz ülkesi, geleneksel olarak Rus enerji ticaretinde yer alan güçlü denizcilik sektörlerine ev sahipliği yapıyor. (Güney Kıbrıs da aynı görüşleri paylaşıyordu ancak o sırada AB Konseyi’nin dönem başkanlığını yürüttüğü için tarafsız bir tutum benimsedi.)

Akdenizli ikili, yasağın Avrupa ekonomisi için kayıplara yol açacağını, işlerini ise yabancı rakiplerin devralmasını sağlayacağını savundu. Rusya’nın petrol ticaretini sürdürmek için bu kez Çin ve Hindistan’a yöneleceğini dile getirdiler.

Kapalı kapılar ardındaki görüşmelerde, G7 anlaşması olmadan veto hakkını kullanacaklarını net biçimde ifade ettiler.

Üye devletler bu tehdidi ciddiye aldı. Nisan ayında yaptırım paketi onaylandığında, denizcilik hizmetleri yasağı yalnızca prensipte kabul edildi. Yürürlüğe girmesi ise, G7 içinde "eşgüdüm ve değerlendirme" sağlanması şartına bağlanarak süresiz askıya alındı.

Komisyon yetkilileri, metindeki hukuki ifadelerin esnek olduğunu ve yasağın hâlâ gerçeğe dönüşebileceğini savunmayı sürdürdü. Ancak Yunanistan ve Malta’nın çekinceleri, ABD’nin ilgisizliği ve İngiltere, Kanada ile Japonya’dan yükselen sessizlik, Brüksel’i rahatsız edici bir yalnızlığa itti.

Von der Leyen Haziran ayında 21. yaptırım paketini sunduğunda ise yasağın yürürlüğe konmasını önermedi. Hatta konuya hiç değinmedi. Bunun yerine, birkaç ay önce yürürlükten kaldırmaya çalıştığı tavan fiyat uygulamasına odaklandı.

Fransa’nın Évian kentindeki G7 zirvesinde, konu gündeme bile gelmedi.

Vetonun uzun gölgesi

Bugün AB, nasıl ve ne zaman ilerleyeceğini bilmediği, askıda kalmış bir yaptırımla karşı karşıya.

Yaptırımın en ateşli savunucuları olan İsveç ve Finlandiya, blokun yasağı uygulamasında ısrarını sürdürüyor. Baltık ülkeleri, Polonya, Danimarka ve Hollanda da planı destekliyor. Ukrayna da öyle.

Tüm bu ülkeler, enerji gelirlerini Rusya’nın savaş makinesinin vazgeçilmez yakıtı olarak görüyor.

İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard Euronews’e, "Tam kapsamlı bir denizcilik hizmetleri yasağı için çalışmak bu çabanın kritik bir parçası; çünkü bu, taşıma maliyetlerini önemli ölçüde artıracak ve hiçbir AB kuruluşunun Rus petrolü, kömürü ya da gazı ticaretini desteklemesinin önüne geçecektir," diye konuştu.

"Tam bir yasak, mevcut petrol tavan fiyatı uygulamasına kıyasla hayata geçirilmesi daha kolay bir önlem olurdu."

Buna karşılık Yunanistan, Malta ve Güney Kıbrıs, G7 anlaşmasının zorunluluğu konusunda ısrarcı; bazı diplomatlar bu şartı, yasağın asla hayata geçmemesini sağlamak için kullanılan bir taktik olarak görüyor.

Özellikle Atina, sektörünü korumak için her yolu denemeye hazır.

21. yaptırım paketi üzerindeki çalkantılı müzakerelerde Yunanistan, 1 Ocak 2027 olan ilk kesim tarihinden sonra da Rus LNG’sini AB dışındaki müşterilere taşımaya devam edebilmek için bir muafiyet koparana kadar veto hakkını kullandı.

Yunan vetosu üzerine patlak veren tartışma, bir LNG taşıyıcı şirket olan Dynagas ile kurucusu George Prokopiou’ya ışık tuttu. Milyarder iş insanı, Rusya’nın küresel petrol ticareti için tanker sağlayan Dynacom’un da kontrolünü elinde bulunduruyor.

Financial Times’ın hesaplamalarına göre, Dynacom gibi Yunan denizcilik şirketleri son üç yılda Rus petrolünü taşıyarak en az 3,8 milyar dolar (yaklaşık 3,35 milyar euro) kazandı. Atina yasağın önünü tıkadığı sürece bu gelir akışı devam edecek.

Avrupa Komisyonu ise iki ateş arasında kalmış durumda. AB yürütme organı, bir zamanlar kendisinin önerdiği yaptırımın arkasında durmayı sürdürüyor. Ancak rüzgârın dindiğinin ve hem içeride hem dışarıda oluşan karmaşık koşulların, bu yaptırımı siyasi açıdan son derece riskli hale getirdiğinin farkında.

Orta Doğu’daki belirsizliğin sürmesi de yolu daha da zorlaştırıyor.

Temiz Hava ve Enerji Araştırma Merkezi kıdemli analisti Isaac Levi, "Zamanlaması iyi ayarlanmış ve sıkı şekilde uygulanan bir denizcilik hizmetleri yasağı, Rusya’nın tanker kapasitesini kısar, taşıma maliyetlerini yükseltir ve Kremlin’in hayati petrol ihracatını sekteye uğratır. Ancak ani bir yasak, küresel petrol fiyatlarını yukarı çekerek Rus gelirlerindeki kaybı kısmen telafi edebilir," diyor.

Levi, "AB bunun yerine bu olağanüstü baskı gücünü, Rusya’nın petrolünü piyasadan çıkarmadan kazançlarını ezmek için kullanmalı: tavan fiyatı sıkı biçimde uygulamalı," diye ekledi.


Kaynak: euronews
Eklenme tarihi: 6.08.2026




Share |




YORUMLARINIZ




Aşağıdaki bölüme haber ile ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz


Adınız Soyadınız:
Başlık:
YORUMUNUZ:
Denizcilik mesleği ile ilgili ne düşünüyorsunuz
Çok güzel
Mecbur kalınca yapılacak bir iş
Zabit için iyi alt personel için kötü
Kesinlikle yapılmaz

Önceki Anketler
Kurumsal Üyelerimiz
 HACI İBRAHİM HACI..
 TAM Denizcilik
 MİRAGE Hotel
 CHISIEL Dış Ticar..
 INSPEKTOR Marıne ..
 AGS Union İnşaat ..
 F.ÖMEROĞLU Ltd Şt..
 MAKSİMUM Denizcil..
 NOVA Gemi Acentel..
 DENAK Depoculuk v..
...


www.gemipersoneli.com   © Gemipersoneli.com - Tüm Hakları Saklıdır.  Kullanım Şartları  Gizlilik Prensipleri  İletişim