Almanya gözünü Rusya'nın gölge filosuna dikti
Almanya, yaptırımları delmek ve sabotajla suçlanan Rusya'nın gölge filosuna karşı daha sert adımlar atmak istiyor. Ancak deniz hukuku ve askeri gerilim riski müdahaleleri zorlaştırıyor.
Alman hükümeti, Leipzig Havalimanı'nda 5 Ağustos'ta yaşanan başarısız insansız hava aracı (İHA) saldırısından Rusya'yı sorumlu tutarak bir dizi yaptırım kararı almıştı.
1 Eylül'de açıklanan yaptırımlar arasında Rusya'nın "gölge filosu" olarak adlandırılan gemilere karşı daha sert adımlar atılması da bulunuyor. Çoğunlukla petrol tankerlerinden oluşan bu filo; eski, bakımsız, sigortasız ve sahiplik yapısı belirsiz gemilerden oluşuyor. Rusya bu gemilerle yaptırımları aşmaya çalışıyor.
Ancak Berlin'deki Bilim ve Politika Vakfı'nda deniz güvenliği uzmanı Julian Pawlak, DW'ye yaptığı değerlendirmede, Rus gemilerine el koymanın hiç de kolay olmadığını söylüyor:
"Uluslararası deniz hukuku, ilke olarak ticari gemilerin serbest dolaşımını koruyor. Bu malların açık denizde taşınması kendi başına yasa dışı değil. Buna ek olarak, gölge filonun bazı bölümleri sabotaj eylemleri, casusluk, muhtemel İHA operasyonları ve bunlarla bağlantılı aksatma faaliyetleri gibi hibrit faaliyetlerle ilişkilendiriliyor."
Yeşiller Partisi'nin güvenlik politikaları sözcüsü Sara Nanni ise Almanya'nın bugüne kadar bu konuda yeterince adım atmadığı görüşünde.
"Ruslar, Ukrayna'ya karşı savaşlarını ve Avrupa'ya yönelik saldırgan tutumlarını gölge filolarıyla finanse ediyor" diyen Nanni, sözlerini "Rusya'yı yeniden müzakere masasına dönmeye sevk edebilecek tek şey bu" diye sürdürüyor. Nanni, Alman hükümetini hareketsizlikle suçluyor:
"Diğer ülkeler Baltık Denizi'nde bunu yapıyor, Almanya yapmıyor. İçişleri Bakanı'ndan bunun teknik ya da hukuki açıdan zor olduğunu duyuyorum. Ama bence bunu yapmamak siyasi bir karar. Açıkçası bunun yanlış olduğunu düşünüyorum."
Alternatif yöntemler: Finlandiya örneği
Nanni'nin "diğer ülkeler" derken kastettiği ülkelerden biri Finlandiya. 2024'ün sonunda "Eagle S" adlı tanker, Finlandiya Körfezi'nde bir çapayı deniz tabanında sürükleyerek su altı elektrik kablolarına zarar verdi. Bunun üzerine Finlandiya Sınır Muhafızları gemiye el koydu.
Finlandiya'daki bir mahkeme, daha sonra "mala zarar verme" suçlamasıyla açılan davayı reddetmiş olsa da Kiel Üniversitesi'nden güvenlik uzmanı Sönke Marahrens, DW'ye yaptığı açıklamada bu ülkenin tutumunu övüyor:
"Karşı tarafa açık bir mesaj gönderdiler ve 'Ne yaptığınızı biliyoruz ve sizi durduruyoruz!' dediler. Bu net mesajın ardından karşı tarafın bunu anladığı ve davranışını değiştirdiği görüldü."
Finlandiya'nın yanı sıra İngiltere, Fransa ve İsveç de artık şüpheli gemilere karşı sert önlemler alıyor.
İsveç Sahil Güvenliği, gölge filoya ait olduğundan şüphelenilen tankerleri durdurup denetliyor. Sahte belge kullanan, uygun sigortası bulunmayan, deniz güvenliği açısından risk oluşturan veya çevre yasalarını ihlal eden gemilere el konuluyor.
Rusya'nın tehditleri blöf mü?
Alman hükümetinin temkinli davranarak Rusya ile gerilimin tırmanmasını önlemek istediği düşünülebilir.
Bu ihtimali, Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerini, Ukrayna savaşına rağmen Rusya ile ilişkileri iyileştirmeyi hedefleyen Almanya için Alternatif (AfD) kazanmış olması da güçlendiriyor.
Anketlere göre Almanya ve Avrupa'da "savaş çıkacağına" ilişkin kaygılar seçim sonucunda belirleyici oldu.
Almanya'nın Kiel kentindeki Güvenlik Politikaları Enstitüsü'nden Johannes Peters ise bu korkunun yersiz olduğunu düşünüyor:
"Diğer Avrupa ülkeleri bu konuda daha kararlı davranıyor. Korkulanın ve özellikle Rusya'nın söylemlerinin aksine aslında hiçbir şey olmuyor. Rusya gerilimi tırmandırmıyor, aksine bundan kaçınıyor. Özellikle son derece değerli tankerlerin şu sıralar İsveç sularından uzak durduğunu görüyoruz. Çünkü İsveçliler daha fazla gemiyi durdurmaya başladı."
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (CDU), Leipzig'deki saldırı girişiminin ardından, "Failler bunun bedelini ödeyecek" demişti. Johannes Peters, konula ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Büyük laflar edildiğinde, bir noktada bunların ardından eylemlerin de gelmesi gerekir. Başbakan, Alman hükümetini harekete geçmek zorunda bıraktı."
Gemilerde silahlı Rus mürettebat
Deniz güvenliği uzmanı Julian Pawlak'a göre ise şüpheli Rus gemilerinin denetlenmesi risksiz değil:
"Elbette bu tür operasyonlarda, örneğin Rus savaş gemilerinin tankerlere eşlik etmesi ya da son dönemde daha sık gözlemlendiği gibi, gemilerde Rus paralı asker gruplarıyla bağlantılı silahlı mürettebat bulunması gibi riskler de hesaba katılmalı."
Estonya "Jaguar" adlı petrol tankerinde bunu yaşadı. Mayıs 2025'te tankerin kaptanı, Estonya karasularındayken yetkililerin talimatlarını dikkate almadı. Estonyalılar şüpheli gemiyi durdurup denetlemeye çalıştı. Bunun üzerine Rusya bir savaş uçağı havalandırdı. Estonya geri adım attı ve tanker yoluna devam etti.
Pawlak, "Bu faaliyetlerin hangi bölgede yürütüldüğüne dikkat etmek önemli" diyor. Rusya'nın Baltık Denizi'ne yakınlığının ona askeri avantaj sağladığını belirten Pawlak, İngiltere ile Fransa arasındaki Manş Denizi gibi daha uzak bölgelerde ise bunun daha zor olduğunu belirtiyor:
"Rusya, gölge filodaki her gemiye eşlik edemez ya da her gemiyi koruyamaz."
Denetimlerin Rusya'ya maliyeti
Gölge filoya yönelik gerekçeli müdahaleleri doğru bulsa da güvenlik uzmanı Johannes Peters, gerçekçi olmayan beklentilere karşı uyarıyor:
"Bu denetimlerle sistemi kurutamayacağız. Amaç, gölge filoyu Rusya açısından riskler ve belirsizliklerle karşı karşıya bırakmak ve maliyetleri artırmak."
Peters, bunu basit bir matematik denklemiyle açıklıyor:
"Günde üç gemi yerine yalnızca bir gemi geçebiliyorsa bu gelir kaybı demektir. Taşıma süresi normalde olduğundan fazla sürüyorsa, bütün bunlar Rusya'nın gelirlerini azaltır. Petrol ihracatından elde edilen gelirler Rus savaş ekonomisi için hayati önemde."